SAHTE CENNET
Yıllardır
yazıyoruz,
çiziyoruz
nafile.
Marmaris,
tarihte bir
dönem korsanlara
mekan olmanın
genetik
sorunlarını,
üzerinden
atamıyor.
Yıllar önce
İçmeler Park
Sanat Evi’nde,
İçmeler Haber
Gazetesi
tarafından
düzenlenen
“Korsan
Marmaris” konulu
toplantıya
katılanlar
arasında, bu gün
kent yönetiminde
görev alanlar
olmasına rağmen
,sahtecilik ve
korsan ürünler
konusunda,
herhangi bir
caydırıcı önlem
alınmadığı gibi,
sahteci
müteşebbislerimizin,
oy karşılığı iş
yeri açmalarına
verilen izinler
dolayısı ile
verilen yerel
teşvikler
neticesinde,
gelişme var.
Sahte saat,
tişört, cd, dvd,
çanta, giysi,
ayakkabı,çanta,
dükkan, acente,
otel,restoran,tekne
ve turist
konusunda
rekorlara koşan
Marmaris, her
yıl telif
hakları
konusunda marka
avukatlarının
harekete geçmesi
ile baskına
uğruyor.
Bu baskınlar
karşısında akıl
almaz
görüntülerin
yaşandığı ”Dünya
Turizm Şehri
Marmaris” adeta
bir Küçük
Armutlu ya da
Ümraniye’deki
gecekondu
yıkımına karşı
koyan, hazine ve
şahıs arazisi
gaspçılarının
militanca
davranışlarının
sergilenmesine
tanık oluyor,
olayları ulusal
televizyonlar ve
uluslar arası
internet
sitelerinden
izleyen dünya
insanları.
Kurtarılmış
çarşıda, sahte
mal satan
kepenkleri
indirilmiş
dükkanlar önünde
yığılmış polis
ve avukat
ordusu,
etraflarını
çevrelemiş
onları ayıplayan
esnaf takımı.
- Kardeşim bu
kadar turist
var, ele güne
rezil oluyoruz
sayenizde.
Sanki, sahte mal
satan ve bu
olaya neden
onlar değilmiş
pişkinliği ile
sırıtarak, dalga
geçercesine
takılıyorlar
görevlilere
üstelik –Biz
burada vergi
veriyoruz,
stopaj
yatırıyoruz
sizlerin
maaşları da bu
paralardan
ödeniyor, onca
sigortalı adam
çalıştırarak iş
sahası açıyoruz.
Demeye kadar
vardırıyorlar
işi.
Sanki yasal
kuralları yerine
getirdiklerinde,
yasal olmayan
her işi
yapabilme hakkı
ülkemizde
varmışçasına
davranıyorlar.
Dükkanını
zamanında
kapatamayan bir
esnafın eşi ve
annesi feryadı
figan bağırıp
çağırıyor
görevlilere,
yaşama hakkı
elinden
alınıyormuşçasına
. Bu görüntüleri
gören
yabancılar,
insan hakları
konusunda
şaibeli
ülkemizde geçen
bu olaya merak
ve kuşku ile
bakıyorlar,
oradaki
görevlilerin AB
uyum yasalarına
ayak uydurma
çerçevesinde
görevlerini
yerine getiren
insanlar değil,
baskıcı rejimin
insan haklarını
ihlal eden
güçleri olarak
görüyorlar
besbelli.
Feryadı basan
kadınlar,
kendilerini
izleyenlerin
gözündeki bu
acıma hissinin
verdiği güçle,
iyice azıtarak
seslerini
yükseltiyorlar,
dükkan sahibi
genç ise –Cesedimi
çiğnemedikçe bu
dükkana
giremezsiniz,
zırnık
alamazsınız
. Diyor
görevlilere
meydan
okurcasına.
Adeta, İstanbul
Gaziosmanpaşa’da
yanar
lastiklerden
barikat yapan
gençlerin
ateşliliği ve o
olaylarda,
kendini öne
sürenlere olan
inancı ile,
belli ki
kurtarılmış bir
çarşıda var
sayıyor o an
kendisini
aklınca.
Bu şovlar,
ormanlarımızın,kıyılarımızın
yağmalanmasına
,Türkiye’nin
gecekondulaşmasına,
gecekondulaşan
bölgelerin de oy
uğruna
yasallaşmasına
yol açan,
sonunda “yapanın
yanına kar
kalır” sözünü
topluma
yerleştiren
,böylelikle
yasalara ve
hukuka olan
toplumsal inancı
yok etme
başarısını
sağlayan
şovlardır.
Orada görev
yapanlardan, ya
da izleyen
vatandaşlardan
hiçbiri çıkıp ta
– Yaygara
yapmaya
utanmıyor
musunuz
siz.Adamların
onca emek ve
yatırımla
oluşturduğu
markalarını
çalıp
ürünlerinizde
kullanarak,
halkı ve
turistleri
kandıracağınıza,
satın, markasız
kendi
ürünlerinizi, ya
da oluşturun
kendi markanızı,
öyle kazanın
ekmek paranızı,
namusunuzla,
alnınızın teri
ile.
Sizin
ticaretinize ya
da ekmek
paranıza mani
olan yok, alınan
önlemler ve
uygulamalar,
sahtekarlık
yaptığınız
içindir.Demedikçe,
yerel yönetimler
oy uğruna
bunlara çanak
tutukça, dükkan
sahipleri de
yüksek kira
almak uğruna
yataklık
yaptıkça, bu
sorunlar
çözülmediği gibi
artar sevgili
okurlar.
Hani insanın adı
çıkacağına canı
çıksın derler ya
,Marmaris’in adı
da çıkmış bir
kere “Sahte
Cennette”
içimizdeki
sahtecileri
temizlemedikçe,
turizmde kalite
çitasını
yükselmesi, daha
varlıklı
turistin buraya
gelmesi söz
konusu olamaz.
Can çekişen
Marmaris’teki
sahtekarların
kendilerinin de,
bu olumsuz
durumlardan
kurtulabilmesi
için, işgal
ettikleri, her
mevkideki
yerleri, bu
işlerin yasalara
ve hukuka
saygılı,
demokrasiye
inançlı, gerçek
sahiplerine bir
an önce teslim
etmeleri
gerekmektedir.
Hoşça kalın,
dostça kalın,
sahte cennettin
güncel rantına
kapılmayın.
Planlarınızı
geleceğin gerçek
cennetinde
yaşamak üzere
yapınız.
Umur Özlüer
06/O8/2008
Marmaris
|