ADALET
MÜLKÜN TEMELİDİR
Sadece bu söz
bile, gelişmiş
ülkelerde
,sıradan sayılan
depremlerin,
bizim ülkemizde
felaket haline
gelmesini, on
binlerce
vatandaşımızın
hayatını
kaybetmesini,
bir o kadar da
insanın sakat
kalmasını
açıklamaya
yetmektedir.
17 Ağustos 1999
depreminin
ardından
Yalova’ya
gittiğimde
gördüğüm
manzaralar
karşısında
tüylerim
ürpermişti.
Koskoca binalar
ya hemzemin
olmuş, ya da
yıkılmadan Pizza
kulesine taş
çıkartırcasına
45 derecelik bir
açı ile yan
yatmışlardı .
Altında kahve
olan bir binada
,tavan masaların
üstüne kadar
inmiş, okey
taşları ile
istekalarını,
adeta yalar
vaziyette
durmuştu.
Masanın üstünde,
yarısı dolu
olarak kalan bir
çay bardağı ise,
yerle bir olmuş
şehre inat
kırılmadan
sapsağlam
duruyordu.
Ben fotoğraf
çekmek, bu
çelişkileri
belgelemek adına
sürünerek
yıkıntılara
girdikçe ,eşim
panikleyerek –
Çık oradan,
şimdi başına
yıkılacak. Diye
bağırıyordu.
Ben ise,
yıkılan mülkün
temelindeki,
adaletin
fotoğrafını
çekmeyi kafama
koymuştum.
Aradan yıllar
geçti, bu
günlerde 17
Ağustosun 9.Yılı
Anma Günü
hazırlıkları
içinde yüzüne
hüzün maskesi
takmakla meşgul
siyasilerimiz ve
yerel
yöneticilerimiz.
Sistemde en
ufak bir
değişiklik
olmadığı gibi
“bir musibet bin
nasihate
bedeldir”
sözüne,
taş
çıkartırcasına
çoğalmış, adeta
mantar gibi tüm
ülkeye yayılmış
kaçak yapılar.
Geçenlerde Muğla
Valiliği imzalı
bir liste geldi
önüme.Sadece
Marmaris
İlçesine bağlı
köylerdeki kaçak
yapılara
elektrik ve su
bağlanmamasını,yıkım
kararının
uygulanmasını
önemle ilgili
makamlara
emreden bu
yazının ekinde,
bu bölge
köylerinde olan
1160 adet,
hakkında yıkım
kararı çıkmış
kaçak yapının
listesi de
bulunuyordu.
İsim, isim
detaylı
hazırlanmış bu
listede kimler
yoktu ki. Her
meslekten meşhur
bir soyadına
satırbaşı
rastladığınız bu
listede,
işadamları,
turizmciler,
rantiyeciler ve
sanayicilerin
yanında
hukukçular da
bulunuyordu. “Adalet
Mülkün
Temelidir”
Bu listede
bulunan kaçak
yapıların oluşum
tarihi, ta 1986
yılından
başlıyor,
ilerleyen
yıllarda
giderek
artıyordu.
Hakkında yıkım
kararı çıkan bu
yapılara, yıkım
emrinin
uygulanmamasının
“yapanın yanına
kar kalır”
mantığını
kamçıladığı,
yıkım
kararlarının
caydırıcı unsur
olması yerine
toplumda adeta
“O yaptı ben
enayi miyim? Ben
de yapayım.”
özendiriciliğini,
teşvik ettiği
açıkça ortaya
koyuyordu.
Devlet, bir kere
daha tavşana
kaç,tazıya tut ,
adalete de
seyret diyerek
22 yıllık bir
çözümsüzlük
örneği daha
sahneye
koymuştur, bu
basiretsiz
davranışı ile
bölgemizde.
Üstüne üstlük,
doğal cevre, sit
bölgesi ilan
edilerek, sözde
korunan bu
bölgelerde
oluşan
bu sorunun,
ülke genelinde
yol açtığı
çözümsüzlüğün
büyüklüğü
konusunda, bir
düşünür müsünüz
lütfen.
Milyonlarca
çözümsüz kalmış,
sürüncemede
kalmış mülk
sorunu.
Haklı olup,
hakkını alamadan
ölenler, haksız
olup, hayatta
sefa sürenler.
Bebek iken
çözümsüzlük
mirasına ortak
olup, günümüz
yetişkini olarak
bu olaya isyan
eden gençler.
Çözümsüzlük
davalarına
stajyer hukukçu
olarak başlayıp,
emekli olan
hakimler.
Devlet,
saygısını
kararlılığı ile
kazanır ve
muhafaza eder.
Yasaların,
toplumda yer
alan bireyler
tarafından
çiğnenmek için
yapılmadığının,
en belirgin
göstergesidir
alınan
kararların
devlet
tarafından,
ayırımsız
kararlılıkla
uygulanması.
Devletin en üst
düzeydeki
organları
tarafından
gönderilen bu
kaçak yapı
listesi, bölgede
bu güne değin
görev yapmış
bütün
yetkililerin ve
bu yıkım
kararlarını
uygulamayarak
kaçak yapıları
teşvik etmiş,
hatta, sularını
elektriklerini
bağlamış,yollarını
yapmış olan
yöneticilerin “yüz
karası”
belgesidir.
Devletin
kararlarının
belgesi hiçbir
zaman , hiçbir
şekilde, hiçbir
yetkili
tarafından,
“devletin
aczi”
belgesine
dönüştürülerek
,devletin
saygınlığının,
güvenilirliğinin
zedelenmesine
fırsat
verilmemelidir.
Devlet
sisteminin
çökmesi veya
işlevini
sürdürememesi
kaos ortamını
doğurur. Bu
durumdan da
herkes zarar
görür. Hakların
sınırı yasalarla
belirlenmiştir.
Bağımsız Türk
Adaleti’nin
kararlarını
uygulama görevi
ise, devlet
yetkililerinindir.
Bu yazımda
devlet
yetkililerini
göreve davet
etme gibi bir
saygısız ifadede
bulunmak
istemiyorum.
Ancak Vali
imzalı bu kaçak
yapılarla ilgili
yıkım emir
uygulanacak mı,
uygulanmayacak
mı onu öğrenmek
istiyorum.
Uygulanmayacaksa,
bu Pazar,biz de
bir yer çevirip
üzerine
“çevre kondu”
ya da “sit
kondu”
oturtmakta
kararlıyız,
herkes
tarafından
biline.
Unutmayın
“Adalet Mülkün
Temelidir” hoşça
kalın dostça
kalın.
Umur Özlüer
5 Ağustos 08 /
Marmaris |