Arşivimizin bu
sayfasında Özgür Karakaya'nın köşe yazıları bulunmaktadır.
Tarih sırasına göre en yeniden en eskiye göre sıralanmış halini aşağıda
görüyorsunuz.
SÖNMEYEN YANGIN
Bir insan 9 ayda dünyaya
geliyor. Bir insan da
onu karnında taşıyor;
etini, kanını
paylaşıyor, günleri
geceleri o kalp atışına
göz kulak olmakla
geçiyor. Büyümek,
gelişmek ve düşünmek
kısmıysa daha zorlu,
daha uzun bir uğraş.
Tıpkı ormanlar gibi.
Birden kara eller bir
kibrit çakıyor ve tüm
bir yaşamı
buharlaştırıyor. Şairler
yakılıyor ülkemde,
insanlar yakılıyor
acımadan, belki de
zevkle. İnsan bile
olmayanlar ateşe
veriyor; çığlıklar
içinde bedenleri.
Gözleri kör ama açık,
kulakları çoktan
paslanmış. Ölüme gidiyor
insanlar. Yangın hiç
kesilmeden, acımadan
inatla, tütmeye devam
ediyor; duman kokusu
silinmiyor yeryüzünden.
Sivas katliamında
37 aydın, şair ve
sanatçı yandı. Onlar
oraya Pir Sultan Abdal'ı
anmak için gitmişlerdi.
Sivas’ta yüzyıllar önce
şiirlerinden başka suçu
olmayan büyük Ozan Pir
Sultan Abdal’ı asanlar
da, 37 masum canımızı
yakanlar ortaçağ
zihniyetiyle eş
değerdir.
O dönemde bazı siyasi
liderlerin Sivas
katliamı ile ilgili
sözleri şöyle idi: SHP Genel Başkanı
Erdal İnönü:“Güvenlik
güçlerimizin özverisiyle
vatandaşlarımızın daha
fazla zarar görmesi
engellenmiştir.”
Başbakan Tansu
Çiller:“Otelin etrafını
saran vatandaşlarımıza
hiçbir şey olmamıştır”
ANAP lideri M. Yılmaz:
“Bu, bir futbol maçında
bile çıkabilecek bir
olaydır.”
Linç kültüründe kartel
medyanın rolünü de
unutmamak gerekir. Sivas
bugün bile kanayan bir
yaradır.
Sivas'taki vahşet,
aslında aydın düşünceye
karşı yapılan bir
hareketti. Sivas
katliamı Türkiye
tarihine kara bir leke
olarak geçmiştir. Kimi
acılar vardır, diner,
kabuk bağlar. Sivas'ta,
açılan yaranın acısı
dinmedi. Her yılın 2
Temmuz'unda bir
vahşetin, bir
barbarlığın bağrımızda
oyduğu bir yerde, daha
da derinlere işleyen bir
sızı var.
Şair Ataol Behramoğlu’
da Yangın yeri şiirinin
bir dörtlüğünde
yaşanılan ortamı şöyle
dile getiriyor: “Yalanla
kirlenmiş havada
güçlükle soluk alarak
savunmak gerçeği çoğu
kez yalnızlığını
bilerek”. Madımak Oteli’nin
müzeye dönüştürülmesi
çalınmış bir lekeyi -bir
ölçüde-silinmesi adına
uygun bir davranış olur.