|
|
Yangında 15.
Dakika
Umur Özlüer'in 3
Eylül 2007
tarihli yazısını
bir kez daha
ormanlarımızın
yanarak
kaybolmaması
adına gereken
önlemlerin biran
önce alınması
için tekrar
yayınlıyoruz.
Seramik
sanatçısı dostum
Taşkın, bizimle
beraber soluk
soluğa yangın
yerine koşarken,
-15 dakika önce
karşı yamaçtan
ilk kıvılcımları
görüp itfaiyeyi
aradığımızda
helikopter
gelebilseydi,
yangın bu kadar
büyümezdi.
Diyordu, iyi
niyetle,
helikopterlerin
teknik
olanaklarının
saat 21.00
sularındaki,
şartlarını
bilmeden. Ben
ise, elimde
fotoğraf
makinesı, iki
aracın zorlukla
yan yana
geçebildiği
Sakine Evren
Çeşmesi önünden
itibaren
dizilmiş onlarca
itfaiye aracının
arasından geçip,
yangının
başladığı yere
ulaşmaya
çalışıyordum.
Yangının
başladığı yerin
dibinde
oturanlar çoluk
çocuk dışarı
fırlamış,
atletli
erkekler,
gecelikli
kadınlar
ellerinde cep
telefonu ,
dehşet içersinde
her saniye
70-100 yaşında
bir koca çam
ağacını yutan
yangın
canavarını
şaşkınlıkla
seyir
ediyorlardı.
Daracık yola bir
düğün alayı gibi
dizilen itfaiye
araçlarında
bulunan
itfaiyeciler ise
50-100 m
ötelerindeki
alevlerle
mücadele etmenin
telaşı içersinde
idiler.
Armutalan vadi
içinde başlayan
yangın her an
genişleyip
büyürken, yangın
yolunun sarp
taşlı yamacını
zorlayan iki
itfaiye aracı,
büyük bir çaba
ile taşları
savura savura,
yangının
sarmakta olduğu
tepeye doğru
ulaşmaya
çalışıyordu. Bu
arada halk
itfaiyecilere
yardıma başlamış
gençler yangın
yerine hortum
uzatma işine
soyunmuşlardı.
Yangının yakıp
kavurduğu tepeye
ulaştığımda
adeta birer
maytap gibi
kıvılcımlar
saçarak yanan
ağaçların
oluşturduğu bir
ısı perdesi ile
karşılaştım.
Patlayan
kozalakların
yangını bir anda
metrelerce öteye
taşımasının
önüne geçmeye
çalışan
itfaiyecilere,
şimdi orman
yangın ekibi ve
Akut gönüllüleri
katılmış, Aksaz
ekibinin de
yolda olduğunu
telsiz
anonslarından
duymuştum.
Şimdi, sadece
fotoğrafta kalan
görüntüleri
çekerken, el
bombası gibi
patlayarak
etrafa saçılan
ve ayaklarımızın
dibine kadar
sürüklenerek
gelen
kozalaklara
basıp söndürecek
kadar yakındım
yangına. Çatır
çatır yanan kuru
ormanın sesine,
sürekli kaçan
havyaların,
çalılıklar
arasında
çıkardığı
hışırtılar
karışırken iki
gündür sürekli
konuştuğumuz bir
konu geldi
aklıma. Pazar
günü Ayın
Koyu’nda
Ercan’ın yerine
giderken Yeşil
Belde yolunda
önümüzdeki
motorun üzerinde
bulunan yarı
çıplak iki
gençten arkada
oturan önce
elindeki bira
şişesini
kafasına dikti
ardından
sigarasından bir
nefes çekip yola
attı. Arabada
bulunan biz üç
kişi dehşet
içersinde kaldık
şunları
yakalayıp ikaz
edilen telaşı
ile durup
yerdeki yana
sigarayı bile
söndürmeyi
atlayarak
motosikletin
peşine takıldık
, ancak yolun
çok virajlı ve
bozuk olması
dolayısı ile bir
müddet sonra bu
aymazları gözden
kaybettik ama
bindikleri
motosikletin
plakasını ( 48 N
4199 ) almayı
başardık. İşte
iki gündür
sürekli üzerinde
konuştuğumuz
konu bu
eğitimsizlik bu
duyarsızlık
üzerine idi.
Yakın çevremizde
meydana gelen
yangınlar,
komşumuz
Yunanistan’da
daha geçen ay
yaklaşık 70
kişinin hayatını
kaybettiği
yangınlar ve
nereye baksak
yangından
kelleşmiş
tepelerle dolu
çevremiz bu
konuda radyo.tv.ve
yazılı basında
yapılan yayınlar
Orman
Bakanlığı’nın
sürekli devam
eden
bilgilendirme,
bilinçlendirme
kampanyası, ne
yazık ki bu
magandaların
vurdumduymazlık
zırhını delmeye
bir türlü
yetmiyordu. Hala
ormanın
içersinde
yakılan piknik
ateşinden,
kaynak
kıvılcımından,
sağa sola
savrulan
şişelerden
,kırık cam
parçalarından,
yapılan
alemlerin keyif
verici ateş
saçan
malzemelerinden
yangılar çıkıp,
binlerce hektar
orman, yüz
binlerce canlı
yitiriyorsak, bu
memlekette
tedaviye muhtaç
onlarca Neron
var diye
düşünmekten
kendimi
alamadım. Daha
sonra
ulaştığım,yangın
seyir tepesine
dönen Datça
yolunda,orman
yangınını
söndürme
çalışmalarını
yönlendiren
uzman ekibin
yanında ,
yapılan yangın
söndürme
çalışmalarını
izlerken,
yangının
başlaması ile
herkesin büyük
bir özveri ile
söndürme
çalışmalarına
katılması
sonucu, kontrol
altına alınması
arasında, sadece
2 saat geçtiğini
fark ettim.
Ancak, büyük
tahribat, ilk 15
dakikada
olmuştu. Onun
için, ilk 15
dakikanın
önemini bu
yazımda, bir kez
daha vurgulamak
istedim.
Başlangıcına
tanık olduğum,
anımsamaktan
bile irkildiğim,
anayoldan
başlayıp, koca
Balan Dağı’nı
yutan yangın da,
ilk 15 dakikada
kontrol altına
alınamadığı için
,bu kadar
büyümüş ve
olanca
çıplaklığı ile
gözümüze batan
bir uyarı
abidesi olarak
durmaktadır
yıllardır
karşımızda. Ateş
düştüğü yeri
yakar dostlar,
varlığımızı
borçlu olduğumuz
doğayı korumak,
yeşil dokuyu
muhafaza etmek
için, lütfen;
yangınların
çıkmaması adına
mücadele
verelim. İnanın,
bu yöntem
,yangınla
mücadele
etmekten çok
daha kolay.
Hoşça kalın ,
dostça kalın,
yemyeşil bir
çevre için,çok
ama çok çalışın.
YAZI İLE İLGİLİ
YORUMLARINIZI,
MESAJLARINIZI
İLETİŞİM FORMUNU
KULLANARAK
GÖNDEREBİLİRSİNİZ>>>

|
|
|
Reklam |
|

|
|
|
Reklam |

PETMARİS VETERİNER KLİNİĞİ
Vet.Hek.Kemal Altun
www.petmaris.com
info@petmaris.com
Sinan Mah.Cumhuriyet Cad.427Sk.No:1-2
Armutalan Marmaris
Armutalan Bim Karşısı
0 252 417 46 59
0 505 59 69 149

|
|
|